ÖYKÜ DEKİ ROLÜNÜZ NE?
“Bir zamanlar, Musa’nın hocası Khidr insanoğluna bir uyarıda bulunur. Belirli bir tarihte dünyadaki özel olarak saklanmayan bütü suların yok olacağını söyler. Sonra insanları deliye çevirecek olan yeni su, eskisinin yerini alacaktır. Sadece bir tek adam bu öğüdün gerçek anlamını kavrar. Suyu biriktirip, güvenilir bir yerde depolar ve suyun özelliğini değiştirmesini bekler. Beklenen tarihte ırmaklar akmaz olur, kuyular kurur ve öğüdü dinleyen adam, deposuna gidip, sakladığı sudan içer. Sonra suların yeniden akmaya başladığını görür. Başkalarının yanına gittiğinde, onların eskisine göre tümüyle farklı konuştuklarını farkeder. Ama ne uyarıyı ne de sonradan olanları hatırlıyorlardır. Onlarla konuştukça hepsi de onun deli olduğunu düşünüp ya düşman kesilirler başına ya da delidir ne yapsa yeridir diyerek, şefkat. Anlayış değil yani…Başlangıçta yeni sudan içmemiştir. Her gün gidip kendi suyundan içmiştir. Ne var ki gün gelir dayanamaz. Yeni sudan içmeye karar verir. Çünkü herkesten farklı yaşamaya, davranmaya ve düşünmeye dayanamaz. Yeni sudan içer ve herkes gibi olur. Depoladığı suyu unutur ve arkadaşları da onu mucizev misali yeniden normalleşen bir deli olarak görmeye başlarlar.� Sufi yazar İdris Şah�tan alıntıladığım Derviş Hikayeleri�nden biri (1967), bu kadar. Toplum dışı bırakılmak istenmeyen kişilerin sonunda yaptıkları budur. Çoğu kişinin dönekliğinin ardında bu yatar. Dün dündür bugün bugündür diyenlerin felsefesini yansıtır bir yerde, öyküdeki dönüşüm. Haklılık sağlar onlara. Hitler Almanyası�nda faşizmin yayılma nedenlerinden biri olarak da ele alınabilir bu davranış değişikliği. Korku ve dışlanma iki etkendir. Toplumda öncü, aynı zamanda günah keçisi rolünü üstlenenler, genelde, yeni suyu içmeyi reddedenlerdir. Tabii bir de dönüşmediği halde kurnazlık yapanlar vardır. Onlar topluma uyum göstermiş gibi yaparlar. Özelinde ise farklı düşünürler ve kendilerini korumaya devam ederler. Kendi meslek çevresinin onayını almadan, kendisinden önce yapılanlara ve deneylere aldırmadan bir yeniliğin üstüne oturup sahiplenenler ise halk tarafından sevilse de zamanla yok olurlar. Çünkü halk çabuk bıkar ve unutur. Sıradışı biri olmak, öyle kalmak zordur. Bedeli vardır. Özellikle o kişi memnun etme yeteneğine sahip değilse, eğlendirmiyorsa, deli olarak algılansa bile işi zordur. Şimdi öyküyü örnek alıp; tüm inançları, fikirleri, kişileri, konuları buna göre yorumlayın. Siz hayatta nasıl davranıyorsunuz? Kimsiniz? İstediği gibi düşünüp başkaları gibi davrananlardan mısınız? Herkes gibi düşünüp farklı konuşanlardan mısınız? Özü sözü bir ve aynı olanlardan mı? Bunlardan biri ya da benzeri olmak, size ne kattı? Öyküdeki yerinizi bana söyler misiniz? Önce bir düşünün tabii…
http://www.oguzhanakay.com